Güney İngiltere’deki yalnızlar , ekran başına!
Cağnım Anadolu sen de, Ajda, Birgül hadi…
Pek sevgili fırınım bazen öyle yoğun ki “ evde ekmek
olmuyor”. Özellikle de mutfakta mesai yaparken sabaha kadar mayalanması gereken
ekmeklerden de tırtıklayamacağım için açlık bazen gözümü kör ediyor. Mesaimde
adını “maya beklerken” koyduğum bir saat var. Mutfaktan çıkamayıp ama mutfakta
da pek bir şey yapmadığım bir süre. Çikolataya olan merakımdan olacak ki bu
süreyi yüzlerce kilo kurabiye reçetesi deneyerek, bundan aşağı kalır yanı
olmayan rakamlarda brownie çırparak geçirdim. Sonuç başarılı. Mis gibi iki tane
reçetem oldu. Reçetelerim var ama basenlerim de var. Her “maya beklerken”
saatinde de olmaz artık.
Uzun zamandır aklımı karıştıran, oturup üzerine uzun uzun
düşünmek istediğim bir kadın karakteri var. Sosyal medya sağ olsun birkaç
örneği de var önümde. Bakıp duruyorum da, hala çözemediğim birkaç halleri var
bu ablaların. Olumlamalarla dolu hayatları, hep aşırı renkli öğünleri, harika
hayatları, bolluk içindeki mütevazi! tavırları, hepsindeki aslında gizli
“yazarlık” yeteneği… Ben aynı mesleği yaptığım insanlara boyun ağrılarım
yüzünden hasetlenedurayım diyeceğim başka şeyler var.
Geçenlerde bu olumlamacı ablalarımdan birisi demiş ki “
kendi kendine yemek hazırlayıp bir şeyler yudumlamak en ala meditasyon
bıtbıtbıt”. Bu gece benim gördüğüm görüntüye gelelim. Yorgunluktan tutmayan
kollarım, dik durma korsem, sıfır beden silikon boyunluğum, kantaron yağını
bulamak sureti ile kendi kendime masaj yapıp kalınca giyinip sardığım belim,
mutfak önlüğüm ve otuz gramlık yuvarlanması gereken domatesli epey minik
ekmekler. Aa bir de haddinden çok fazla aç bir ben. Bir şeyler yudumlama
kısmını da dolapta dibi kalmış rakı ile tamamlıyorum ki, gecenin ilerleyen
saatlerinde yaa siz kimsiniz diye hasetliğimi dev gibi yapabileyim. İşte şimdi
devreye tüm yalnız dünya vatandaşlarını ilgilendiren bir pizza önerisi geliyor.
Kendinize pizza yapın. Mayalı mayasız her tür hamurdan, peynirli, karnabaharlı,
kasap sucuklu, kinoa unlu, haşlanmış greçkalı, sarımsaklı, susamlı neyli
isterseniz. Yanına illaki Burgonya bölgesinden chardonnay şarabı içmek zorunda
değilsiniz. Gazoz için, rakı için, su için ya da susamamış olabilirsiniz
elbette. Hayatı olumlamayı biraz bırakıp sadece karnımızı doyuralım. Keyfimiz;
damağımız, gönlümüz ve hafızamız arasında dönüp dursun ve güzelleşsin.
Kendini doyurabilmek bence çok mucizevi bir haz. Kendi
yemeğini kendi yapan ve bunu hayatın en doğal süreci gören insanları çok
seviyorum. Yağ sanıp omletini günlerce sirkeli yapan kardeşimi ayrı tutarak
söylüyorum bunu!
Kendinize pizza yapın…
İmza; son yalnızlık övücü ben, Anik.


Comments
Post a Comment