Ocak-1939


“Ben ekmekler yoğuruken kafamdaki çocuklar bahçeye çıkar ”

Sanki hikayem onunla başlamış gibi. Onun olağan, harika durağanlığına inat ne zaman burnum düşse hem sebebi saydım onun öykülerini hem de ilacı. Tesadüflerin haziranlarında, ekmek yapılan sıcak kasımlarda hep vardı. O öykü yazarken kafasındaki adamları balık tutmaya gönderirdi, benim çocuklar da bahçeye kaçıyor. Ada sakini olmayacak kadar heyecanlı biri anca onunla bilirdi zaten dinginliğin efsununu. Benim çocuklar bahçedeyken onunla birlikte küçük mutfakta adalı oluyorum bazen, üstü başı unlu. Yoldayken onunla birlikte aylak oluyorum, kafam yukarlarda. Tam uykuya dalmadan kiraz düşünüyorum, sevişme vaktine kurup saatimi.

Ekmekten bahsetmek, içimden gelenleri böyle dolu dolu yazmak aylar yıllar sonra öyle iyi geliyor ki. Güzel karşılaşmalar, resmen tıkır tıkır işleyen yenilikler, mis gibi insanlar, bolca sarılmalar. Hayatımdaki tesadüfler silsilesini çok kötü bir şekilde harcadığımı düşünürdüm ama bitmemiş. Kötüleri bitmiş de sıra iyilere gelmiş gibi hatta. Hepsini uzun uzun tek tek anlatasım var. Ama günlerdir aklımda Sait Faik, azıcık onunla konuşayım diyorum.

Bir süre önce ekmek sayesinde tanıştığım, azıcık daha tanısam iyi arkadaş oluruz biz dediğim bir adam karşımda öylece dururken ne düşündü bilmiyorum ama birden “ seni tanısa çok severdi bence” dedi. Sait Faik için. Bayram çikolatasına utançla bakan bir çocuk oldum bir anda. Hem utandım hem de öyle hoşuma gitti ki. Daha önce hiç kanlı canlı düşünmemiştim ben o adamı. Evet yazıyor, kahvelerde oturuyor, ıslak çoraplarını sahilde kurutuyor, pançoya mektuplar yazıyordu ama beni sevebilir miydi acaba! İşte o günden beri aklımdaydı yeniden her satırı. Yaklaşık bir hafta sonra naifçe bir arkadaşım Sait’in şiirlerinden birinin öyküleştirilmiş ve okunmuş halini gönderdi bana, çantamda günlerdir o şiirlerle geziyorken hem de. (işte bu gerçekten tesadüf!)



 “Meydanlarda bağırsam, sokak başlarında sazımı çalsam anlatsam şu kiraz mevsiminin para kazanmak değil sevişme vakti olduğunu!”

Artık her yalnız kaldığımda sohbet edebileceğim, gizli gizli iç çektiğimde göz ucuyla bakabildiğim, fırından çıkan ekmeklere gülerek baktığımda dönüp güzel bir karşılık beklediğim biri oluverdi yıllardır hayatımdaki bu adam. Şimdilerde anlıyorum neden o berbat zamanlarda yoldaşlığı iki satırı kadarken bu güzel günlerde capcanlı bir gülüşü olduğunu. Nefret dolu sözde aşklardan değil de mis gibi ekmeklerle, hayallerle bezediğimde hayatımı, nicesi, en güzelleri gülecek hayatıma.

Yeniden arkadaş olmamız şerefine, iskelede karşılaşan çocuklara ve insanlara.

“Ben hikaye yazarken kafamdaki insanlar balığa çıkarlardı

Kadınlar kahve cevzelerini ısıtan, mavi ispirto lambaları yakarlardı

…”

Ocak 1939- Sait Faik.


ocak

Comments

Popular Posts