Madra isyanda!


Bazen, ben neden bunu yapıyorum, neden savaşıyorum, neden bu kadar çabalıyorum, neden bunca yorgunluğa ağrıya sızıya katlanıyorum, neden neden neden bu kadar çok soru soruyorum diye sonlanan bir münakaşa yaşıyorum içimde. Cevabım hiçbir zaman net ve görünür değil aslında.
Bazen en yorgun olduğum bir anda, şehirde adını bile duymadığım bir semtte kaybolmuş apartmanlar içinden birinde kapıyı açan kadının ardından abla mama diye peltek peltek yürüyen bir bebek oluyor cevabım. Bazen buğdayın elimdeki haline bakıp, yeni öğütülmüş unu avuçlamak, bazen ekşi mayanın nağm-ı değer Türkan hanımın sihrini yeniden yeniden keşfetmek, bazen de gerçekten çok aç olduğumda dolapta o son bir dilim çavdarla karşılaşmak.

Benden olan, benim dilediğim, hayal ettiğim, mayama ve hayalime dahil ettiğim hikayeler beni öyle dinç tutuyor ki. Tam yorgunluktan gözlerim dolu dolu yokuş çıkarken birden hayal kurmaya başlıyorum; ileride yaşlı bir bilgeyim. Öylesine gelişine atıp tutuyorum mesela. Kent gezgini diye bir şey olmuşum. Şehir, insan vs diye kocaman laflar ediyorum. Ee en büyük gençlik hayali işte bir de kitap yazmışım. Sonra birden bir gülme geliyor, belediye otobüsleri de sponsor olur artık diye gülüp geçiştiriyorum ama kitap fikri yaşlılıkta kullanılmak üzere bir kenarda saklıyorum elbet. Ünvanım bile hazır “kent gezgini”.

Çoğu zaman da kendimi terra madrenin en sevdiği torunu gibi görüyorum. Ona sonsuz saygımı sunmak için tüm doğurganlığımı, tüm anaçlığımı ve tüm üretebilme gücümü ona adamış olmayı. Dünyanın en iyisi olmayı hayal etmiyorum, aksine bu fikri uzaklaştırıyorum hayallerimden, korkuyorum. Bir avuç toprağın, bir kavanoz mayanın, üç beş tohumun, yağan yağmurun iyi hallerinde katkım olsun yeter diyorum. Henüz yol yöntem bilmiyorum diye kızmıyorum kendime, ne ye ulaşmak istediğimi, nelere isyan ettiğimi biliyorum en azından.
Dışarıdan görünen bir avuç un, kabarmış bir maya, iki dilim ekmek sadece o görünen değil anlaşıldığı üzere. Uzun ve eziyet gelmeyen o yollar hayallerle doluyor, sırtımdaki yükler saygı ve minnetle daha dik taşınılabilir hale geliyor. Tekrardan üretme hevesi, cesareti de paylaşmaktan geliyor, çoğalarak hem de.
25 yaşımdan sesleniyorum; terra madrenin sevgili torunu olarak ona yaraşır bir gelecek için savaşıyorum, katlanıyorum, hayal kuruyorum, seviyorum, tutkuya inanıyorum.


Comments

Popular Posts