Sesi Yeşil Hayaller Doğurdum
Bu yaşamda kendimi en çok taktir ettiğim şey; dondurucuda
her an pişme hazır bir kurabiye hamuru bırakmam. Berbat bir surat ve
çaresizlikle eve varılan gecelerin kurtarıcısı! Yine bin çeşit insana ve başta kendime
sinirli, dünyaya ve başta kendime acıyarak eve girdim. Tüm günün ve Güney
Marmara’nın tozunu bile üzerimden atmadan dondurucudan hamuru çıkarttım.
Kurabiyeler hazırsa anlatıyorum karın ağrımı…
Katliam var.
Bana, ölen kedime, doğmamış ve henüz sevmediğim
bebek şeylere, denizi henüz seven kız kardeşime, hayallerime, ekmeğime bakan
bangır bangır bir katliam var. İlk defa mı hayır, yeni mi asla, en vahim olanı
bu mu sanmam. Var işte var.
Büyüyünce ne olacaksın sorusuna verdiğim yegane cevabım
bugün beni götürdü kaz dağlarına. Artık sadece hacmimin “binler” adının altını
doldurmasına alıştığımdan sadece gittim. Vardıktan sonra yalnız kaldığım her
köşede o verdiğim cevabı tekrar ettim. Cismimden utandım, sesimi sadece kendime
duyurmama kızdım. Büyüyünce yaşayacağım demiştim, zihnimdeki yaşamak o zamanlar
sahip olduğum hayat değildi muhtemelen, yaşamayı yaşatmayla bağdaştırdım zaten
aklım ilk erdiğinde. Elimden ne geldi bilemem ama ben hep yaşatmaya çalışan
küçük insan olmak istedim.
Peki neden mi şimdi, belki zamanı geldi belki de ben
“anne olunca anladım”. Doğadan bir hayal, yeşil bir ses doğurmaya çalıştım. Ikınıyorum.
Doğuracağım. Anne olunca anladım, benim buğdayımın ekilemeyen tarlasına çığlık
atmazsam olmaz. Anne olunca anladım, o bulutlarda gezmeli benim onca zahmetle
doğurduğum hayallerim. Artık o yeşil sesi duyulsun, taşsın dünyadan .
Artık yeter.
Hayallerini, tutkusunu bilen biri olarak elbette
kendimden ve onlara rağmen doğurduğum hayallerden vazgeçmeyeceğim. Beni,
çocukluğumu, hayallerimi, onlara rağmen içimde tuttuğum sevgimi rahat bırakın. Hiçbir
işi becerememiş, elitist, sahte orta yaşlılığınızı da alıp uzaklaşın. Hala
kibarken!

Comments
Post a Comment