Çekiyorum, peyniiiir!

Sabırla ilgili çok büyük sorunları olan ben nasıl oldu da bu mayalama işleine bulaştım bilmiyorum.
Sarhoş bir arkadaşımın! dediği doğruydu aslında “ekmekleri mayalayabilirsin ama beni mayaya
bırakma anıl”. Ah güzelim zaten bırakamam merak etme! Neyse konumuz benim sabrım ve
ironik hayat seçimlerim. Işte tam da bu ironiye bir yenisini ekledim bugün.
Peynir yapıyorum!
Otuz saat mayalanan ekmekler, kırkbeş gün salamurada uyuması gereken peynirler ve
sütü bile soğuturken üfürmekten tansiyonu çıkan ben. Muhteşem bir sosyal deney yapıyorum
sanırsam hayatım üzerinde. Sonuçlardan haberdar edeceğim. Sonuç demişken,
peynirden zehirlenip ölenlerin sayısı oldukça yüksekmiş ve ben bugün yaptığım peyniri yemezsem
çatlar ve öyle zehirlenirim. Belki de tek kurban ben olmalıyım peynir tadımı sırasında.
Peynir yapmayı araştırırken çok riskli ve titiz bir konu olduğunu öğrendim. Yoksa adaçayı külünden
bir peynir geldi aklıma. Otlusu varsa yanık otlusu da olurdu bence. Neyse bi süre denemem ve
ölmemem lazım ki özgürce sapıtayım süt kazanlarında. Kazan dediğime de bakmayın,
ilk denememi avuç büyüklüğünde bir tencerede yaptım. Çıkan peynir kurabiye büyüklüğünde
bir şey oldu zaten.
Düşünüyorum da pazartesi günü beni başka hiç bir şey bu kadar heyecanlandıramazdı heralde.
Otuz gram bile olsa peynir yapabilmek tüm motivasyonumu sağlamıştı.
Değirmenden un alırken artık ağırlıklarına bakmadan aklımda olan tarifleri gerçekleştirecek
her şeyi almaya çalışmam, koşarak eve gelip süt kaynatmam. Belki basit belki sıradan şeyler
bunlar ama ben hayatıma yeni alıyorum bu heyecanları.
Geçenlerde yardım alma konusunda kısa bir konuşma geçti arkadaşımla aramızda.
Yardım aldığım zaman daha çok yorulduğumdan bahsettim ve konunun üzerine sonrasında da
düşündüm. Kendim yapmak istiyordum. Bu isteğin büyük çoğunluğu sorumluluğu tamamen üstlenmek
istememdi. En azından şimdilik. Hayatıma henüz soktuğum bu heyecanları da buraya bağlamak
istiyorum aslında. Kendi zevklerimin, arzularımın tüm sorumluluğunu almak istiyorum.
Ekmeği seviyorsam kötü olanında en leziz olanına kadar kendim yapmalı tatmalıyım,
peynir de öyle. Kötü olması beni iyiye iter, lezzetli olması da başka bir şey üretmeye.
Kendi kendime yetmeye başladım saymak istiyorum kendimi. Ilk önce susmayı, sonra doymayı,
sonra da kendimi öğrenip azalmayı diliyorum.

(susmayı öğrenmek diyerek sayfalarca yazmam sizi yanıltmasın, konuşurken daha fenayım!)

Comments

Popular Posts