Aslında senin lüks dediğin şey benim altında ezildiğim un çuvalları!!


Hayatım için attığım adımlarda düşündüğüm tek şey mutlu olabilmek.
Hatta böyle bir pazarlığa bile girmeden sadece gülümseyebilme ihtimalimi düşünürüm.
Çocukluğumdan beri en çok uyarıldığım, en çok laf duyduğum konu bu; asık suratım ve bu konudaki
inadım. Suratımı astığımda, mutsuz olup çözüm bulamadığımda  benim kadar çevremdeki insanlar da
etkileniyor. Onlarla birlikte var olmayı ben seçmişken bu sonuca şaşırmamam gerekiyor elbette.
Lüks mevzusuna da gelirsek; yaptığım tercihlerin bir lüks olduğunu, şımarıklık boyutunda olduğunu,
rahat götlü bir babasının kızı olduğumu düşünenler olmuş! Babasının kızı sıfatını bir işin üstesinden
tek başıma geldiğimde kullanan ben için bu kullanım azıcık kırıcı olsa da, öfkemi küçük bir sinirle
durdurabildim. Ofis tarzı çalışmayı benimseyemediğim için, gerçekten ve gerçekten bana ilginç geldiği
ve uygun olmadığı için defalarca denemenin ardından verdiğim bu karar nasıl lüks olabilir!!
Üstüne üstlük yeni tercihim daha zor, yorucu ve riskliylen.
Insanları öyle anlamıyorum ki. Sorsan gece çalışan fırıncıya acırlar onu o hayattan kurtarmak isterler,
bazıları da masa başı ve durağan işlerden sıkılıp omurlik ve beyin sağlığını kaybeder.
İkisi de bir insanı mutlu etmediği anda aynı şekilde zarar verir kişiye. Çok az uyuyup,
işi yüzünden boyun fıtığı olan birisi hala mutlu olabilir ya da çok rahat koşullarda çalışan birisi
kışın güneşin batış saatinde ofiste olduğu için mutsuz olabilir. Mutsuz olmak şımarıklık olarak görülür
fakat işini severek yapan mutlu olmak, yine de acınacak bir hal mi? Sokak sokak gezmek birine yük
birine de doyasıya zevk verebiir. Kendilerini keşfetmekte korkak olan insanların genel geçer fikirlerini
kanunmuşcasına benimsetmeye çalışmaları artık yetti. Dünyada onca yoksulluk varken zengin olmayı
hayal etmek normal, mutlu olmayı hayal etmek ne zamandan beri anormal!
Seçimim sonucunda aç kalacak, üzülecek ya da yorulacak olan bensem nolu beni uzaktan durup
yargılama. Evet sen benim bıraktığım işi hayal ediyor olabilirsin ama ben de senin şantiyedeki çalışma
hayatını hayal ediyorum belki. Yargılama, karşıdakini tanımaya çalış ve bir fikrin içi boş değilse
duygularından ilk önce beynine bahset karşıya yöneltmeden önce.

Bir de kafaya takmanın lüks olduğu konusu var! Şimdi çok basit olarak anlatıyorum; ortaya çıkan sıkıntı
“benim” hayatımda, “benim” karakterim yüzünden böyle uzuyor konu, “benim” fikirlerim yöneliminde
sonuçlanıyor ve en önemlisi o tek tek sıkıntıları taktığımkafa “benim”. Ben önemsiyorsam her şeyi tek
tek dizer özene bezene kafama takar ve öyle yaşarım. Çözüme ulaşmasını dilediğim şeyleri neden
boşvereyim. Hayat bu  ya belediyenin çöp arabası mı gelmedi mi boşver diyesin.
O çöp arabası gelecek ve çöpleri temizleyecek, o araba gelene kadar da ben pencerede
bekleyeceğim. Belki belediyeye kadar bağırarak belki de Birleşmiş Milletler temsilcisine
ulaşmaya çalışarak. Neden, çünkü kafa benim ve o temsilci o telefona çıkacak!!!!

Comments

Popular Posts